Bir toprağı vatan yapan, haritalara çizilmiş soğuk çizgiler değildir arkadaş. Orayı yurt kılan, toprağı vatan bellemiş bir milletin bin yıllık emeği, alın teri ve namus bildiği sancağıdır. Güney Azerbaycan, sadece bir coğrafya adı değil; Selçuklu’dan Safevi’ye, Kaçar’dan bugüne Türk’ün serden geçtiği, canını verip vatan kıldığı kutsal bir emanettir.
O coğrafyada medeniyet hep vardı, tarih hep oradaydı. Bizim atalarımız o kadim medeniyeti devralıp, üzerine Türk’ün adaletini ve mührünü vurdular. Biz orayı sadece fethetmedik; orayı kendimize can, neslimize yuva, namusumuza siper ettik. Vatan dediğin, “Burası benimdir” diyerek değil, o toprak uğruna serden geçenlerin iradesiyle vatandır.
Ama ne zaman ki o İngiliz icadı Pehlevi soysuzları ortaya çıktı, işte o zaman Türk’ün namus bildiği topraklarda Türk’e yabancı muamelesi yapılmaya başlandı. Bu Pehlevi zihniyeti, bin yıllık Türk medeniyetinin üzerine arsızca çöküp, Fars faşizmini tek gerçekmiş gibi dayattı. Şehirlerimizin adını değiştirdiler, dilimize pranga vurdular, tarihimizi yok saydılar. Onların derdi bir medeniyet inşa etmek değil, Türk’ün varlığını o kadim topraklardan silip atmaktı. Pehlevi demek; bu coğrafyanın asıl sahibini kendi evinde esir etme projesi demektir.
Bugün de devran pek farklı dönmüyor. İsimler değişse de Türk’e bakış değişmedi. Bir yanda “şahlık” rüyasıyla batının kucağında takla atan Pehlevi artıkları, öte yanda bugünün baskıcı düzeni… İkisi de aynı kapıya çıkıyor: Türk’ün kimliğini, iradesini ve bağımsızlığını yok saymak. Biri dilimizi yasaklar, diğeri suyumuzu kesip bizi toprağımızdan göçe zorlar. Ama unuttukları bir şey var; bu topraklar sınırla değil, namusla vatan kılındı!
Bizim cevabımız, Tebriz’in surlarından yükselen o kadim çığlıktır:
AZADLIQ! ƏDALET! MİLLİ HÖKÜMET!
Ben de bu davanın bir neferi, Avşar boyundan ve Karamanoğulları soyundan gelen bir Türk evladı olarak haykırıyorum: Atam Nadir Şah Afşar’ın hüküm sürdüğü o kadim topraklarda yükselen Türk nesli asla yalnız değildir! O topraklarda mutlak bağımsız, müstakil ve Milli Hükümetin kurulacağı güne kadar; kardeşlerimin sesini yükseltmeyi, bu kutlu davayı savunmayı kendime en mukaddes görev biliyorum.
Güney Azerbaycan Türk’ü ne batının piyonu Pehlevilere muhtaçtır ne de bugünkü faşizan baskılara mecburdur. Yolumuz belli, istikametimiz Turan! Tebriz’in hürriyet ateşi, tüm Türk dünyasını aydınlatana dek durmak yok!
