Cum. Nis 17th, 2026

Misak-ı Milli sınırları içerisinde yaşayan, bu vatana vatandaşlık bağıyla bağlı olan ve bu toprağın kaderini paylaşan Kürt kökenli kardeşlerim; size bir çift sözümüz, tarihten gelen bir hakikat borcumuz var. Bugün yüzleşmeniz gereken merci ne Türk devletidir ne de bin yıllık kader ortağınız olan Türk milletidir. Asıl hesaplaşmanız gereken odak; sizin adınıza sözcülük yaptığını iddia eden, sokaklarda ve Gazi Meclis’in kürsüsünde sizin üzerinizden siyasi kumar oynayan o bir avuç haysiyet fukarasıdır.

Bunlar öyle bir zihniyetin esiri olmuşlardır ki; sözde sizin haklarınızı savunma bahanesiyle giriştikleri her hamle, Türk milletinin vicdanında derin yaralar açmaktadır. Öyle kirli ve bölücü bir dil kullanıyorlar ki, bu milletin en sağduyulu ferdine bile “zamanında atılan sert adımlar ne kadar haklıymış” dedirtecek bir nefret iklimini bizzat körüklüyorlar. Atılan her adımı bir azınlıkçı fırsatçılığına, her uzlaşıyı bir bölücülük propagandasına çeviren bu güruh; sizinle devletimiz arasına uçurumlar kazarken, aslında en büyük ihaneti yine size yapmaktadır.

Mustafa Kemal Atatürk, bu cumhuriyeti kurarken “Türkiye Cumhuriyeti’ni kuran Türkiye halkına Türk milleti denir” dediğinde; kimsenin soyunu sopunu tartmadı. O, bu sınırda yaşayan herkesi tek bir kadere bağladı. “Dilde, fikirde, işte birlik” ilkesi, bizi ayrıştıracak alt kimlikler değil, bizi sarsılmaz bir bütün yapacak unsurlardı. Siz bu ülkede Kürt olduğunuz için ikinci sınıf değilsiniz; bu ülkenin asıl sahibisiniz! Bu topraklarda yaşanan sorunlar ırksal değil, toplumsaldır. Anadolu’nun köylerinde yol yoksa, Doğu’da da yok. İşsizlik, kadın cinayetleri ve sömürü; ne ırk tanır ne de mezhep.

Bir iş kazasında can veren emekçinin arkasından “Kürt işçi öldü” diye bağıranlar, masumiyetin değil hıyanetin temsilcisidir. Bir Türk zulme uğradığında milli kimliği bir ayrışma aracı yapılmıyorsa, bir haksızlıkta ısrarla etnik kimliğin kaşınması; bu meseleyi bir “fırsat” olarak gören parazitlerin işidir. Bu kan emiciler, sizin refahınızı değil, yarattıkları bu kaostan beslenmeyi amaçlar.

Bu sözde demokrasi havarilerinin sahtekarlığı, sınır ötesindeki tavırlarında bizzat ifşa olmuştur. “Irak’ın ve Suriye’nin kaderini Kürtler ve Araplar belirler” diyerek kendilerini dev aynasında gören bu soysuzlar; aynı coğrafyadaki Türkmen varlığını, İran’daki 45 milyon Güney Azerbaycan Türk’ünü ve onların en temel özlük haklarını yok sayarken hiç utanmıyorlar mı? Kendi için demokrasi çığlığı atıp, Türk’ün kimliğine gelince dilsiz kesilen bu yapı; haysiyetsiz bir çıkar şebekesinden başka bir şey değildir.

Kürt kardeşlerim; bu iki yüzlü, karakter yoksunu odakların sizi kendi kirli emellerine aparat yapmasına izin vermeyin. Sizin kaderiniz bu topraklarda, bu devletle ve Türk milletiyle birdir.

📩 Danışman & İhbar Hattı

Haber, ihbar veya yazılarınızı gönderin